 |
|
|
Beşiktaş'lı Necip
|
''Beşiktaş altyapısından son yıllarda yetişen nadir oyunculardan birisi Necip.. Bence Beşiktaş onbirinde banko oynayabilecek bir oyuncu. Fakat 1 sene geçmiş, bir tane maçı yok. Doğrusu bu durum onu olumsuz etkiliyor. A takımda oynarsa kesinlikle sırıtmayacak ve Beşiktaş’a faydalı olacak bir futbolcu..'' Sergen Yalçın Evet Necip hem Beşiktaş'ımız da hem Milli Takımda. Beşiktaş Taraftarının gözbebeği. Çünkü Beşiktaşlı ister ki alt yapıdan Beşiktaş'ın çocukları gelsin, yetişsin ... Hep yanındayız Necip, O şanlı formanı hiç çıkartma ...
|
| Geçmiş Haftanın
Beşiktaşlıları
|
|
|
|
Yazan:
|
Hatice Özge Öktem
|
|
Tarih:
|
30.06.2009 03:02:27
|
| Konu |
BABAMA |
Çocukluğumda öğrendiğim ilk renklerdi siyah ve beyaz. Diğer çocuklardan farklıydım ben. Herkes kırmızıyı, sarıyı öğrenirken ben siyahı ve beyazı öğrenmiştim. O zaman aklıma gelmemişti bu kadar anlamlı olacağı bu renklerin. Bu renkler için sevineceğim, üzüleceğim çocukken aklımdan bile geçmemişti. Bu renkleri babam öğretmişti bana. Bunlar tuttuğumuz, gönül verdiğimiz takımın renkleriydi. Kısacası hayatımızın anlamı olduğunu söylerdi babam. Nitekimde öyle oldu. Beşiktaşlı olmayı babam öğretti bana. Nasıl Beşiktaşlı olunacağını, Beşiktaşlı olarak nasıl davranılacağını, kısacası Beşiktaş duruşunun nasıl olacağını…. Babacığım derdi ki Beşiktaşlılık “Dünyanın öbür ucunda, memleketinden olabilecek en uzak noktalardan birinde yapayalnız geçen bir hayatta, o nefes alıp vermelerin devam edip etmeyeceğinin belirleneceği ameliyat masasına, üzerine Siyah-Beyazlı formasını giyip uzanmaktır Beşiktaşlılık. Beşiktaş "son arzu"dur. O forma da, yeri ve zamanı geldiğinde "kefen"... "Sen babamdan kalan miras değil, evladıma olan borcumsun" cümlesini bir pankartın üzerinde BJK İnönü'nün duvarına asan anlayıştır Beşiktaşlılık. Beşiktaş nesilden nesle taşınan bir "yaşam biçimi", bir "hayat anlayışı"dır. O forma da "kutsal emanet"... "Siyah-Beyaz, ölüm-yaşam" sloganındaki iddia ve "romantik realizm"dir Beşiktaşlılık. Beşiktaş kaderciliktir isyankarca. O forma da zıtlıkların uyumunun kanıtı... "Tarihi zafer"in habercisi bir skorla biten ilk 45 dakikanın ardından, ikinci yarıda yaşanan dram sonrası hüsran ile biten maçın ardından, bir gece yarısı gittiği idman sahasının tel örgüsünün arkasından, futbolcusuna "İlk yarının sonunda yatağına götürüp uyuttuğum oğluma yarın sabah ben ne diyeceğim?" diye göz yaşları içinde sormaktır Beşiktaşlılık. Beşiktaş "söz"dür, "umut"tur, "duygu"dur. O forma da yeni sabahlara altında uyanılacak yorgan... "Başarı için her yol mübah ise ben böyle başarıyı istemiyorum" diyebilmektir Beşiktaşlılık. Beşiktaş "başarı"ya tapmak değil, "dik durmak"tır. O forma da bedel ödemeyi göze alabilenlerin üniforması... ”Şahıslara değil, renklere ve felsefeye olan aşktır Beşiktaşlılık. Beşiktaş "takım sevgisi"nden öte, "ahlak anlayışı"dır. O forma da "moda" değil, "tarihi zenginlik"... ”Rakipleri aşağılamak değil, saha içinde futbol, tribünde ise kıvrak zeka ve espri yeteneği ile kazanmayı ilke edinmektir Beşiktaşlılık. Beşiktaş belden aşağı vurmadan mücadele etmektir. O forma da göğsündeki armanın tam ortasında duran liyakat nişanının hakkı verilerek ıslatılacak en nadide giysi...” ”Genel yozlaşmadan etkilenmemenin mümkün olmadığının farkında olarak, bu bozulmayı asgari seviyede tutabilmek için mücadele etme çabasıdır Beşiktaşlılık. Beşiktaş "direnmek"tir. O forma da ütüsü mümkün olduğunca az bozulsun diye üstüne titrenen kıyafet...” ”Emekle, alın teriyle kazanılan, ancak vakti zamanında tescil edilmemiş olan şampiyonluklarının yıllar sonra resmi kayıtlara geçirilmesi için yaptığı haklı hukuk mücadelesi rakipleri tarafından saptırılıp, yapılan sanki bir "yıldız kapma" yarışıymış gibi gösterilirken; formasındaki armanın üzerine konulacak olanla değil, o armanın kalbinde taşıma ayrıcalığına sahip olduğu "ay-yıldız" ile övünmektir Beşiktaşlılık. Beşiktaş "haksız kazanç", "haksız rekabet" değil; hakkını, olması gerektiği yollardan arayıp almaktır. O forma da onur mücadelesinin bayrağı...” ”Beşiktaş'ın, Beşiktaşlılığın yukarıdaki tariflerini ancak bu ortak aşka gönül verenler tam manasıyla anlayabilir, hissedebilirler. "Seyirci" ile "taraftar" arasındaki farkın ayrımında olmayanlar, bu yazıda yer verilen görüşleri "abartı" hatta "saçmalık" şeklinde bile değerlendirebilirler. Zaten bu da doğal olandır, normal olandır. Ve şimdi, içinde bulunulan şu "vahim süreç"te, tüm bunların, yani Beşiktaş ve Beşiktaşlılık gerçeğinin; İspanya'dan, Brezilya'dan, Romanya'dan, Mısır'dan, Kolombiya'dan, Norveç'ten, Kadıköy'den, Mecidiyeköy'den gelenlere anlatılmasının (hatta gelmiş de geçmekte olan) vaktidir…..”
Ve babam sürekli bana kızım “ kartallar yüksek uçar” derdi. Çocukken sadece yüksekliği bilirdim. Zamanla ne kastettiğini analdım. Babacığım kartalımızın yükseklerde uçabildiğini görebilseydin keşke. Nihat’ımız tekrar yuvasına döndü. Hâlbuki gittiğine ne kadar üzülmüştün. Babacığım bu yıl kartalımız çok yükseklerden uçtu. Hem de iki kupayı birden alarak. Üçüncüsüne de emin adımlarla ilerliyor. Sen gittikten sonra 2 şampiyonluk tattık. Hele ki en anlamlısı 100.yılda kazandığımız şampiyonluktu. Onu yaşamanı isterdim babacığım. Bu yılki çifte kupa zaferinden sonra her yerde şampiyonluk geceleri düzenlendi. Ki bu zaferden dolayı senin adına plaket hazırlanmıştı Erzin Beşiktaşlılar Derneği tarafından. Evimizin en güzel köşesinde duruyor babacığım. Keşke onu sen kendin alıp eve getirebilseydin. Bana en güzel mirası bıraktın babacığım. Beşiktaş’ı emanet ettin bana. Eminim her şeyi en derinden hissediyorsun. Güldüğümüzü, ağladığımızı… Kısacası takımımız için neler yapıldığını…
BİZ BEŞİKTAŞLIYIZ …..
DOĞARKENDE.. YAŞARKENDE.. ÖLÜRKENDE...
BİZ BEŞİKTAŞLIYDIK.. BİZ BEŞİKTAŞLIYIZ !!!!
|
|
|
|
Diğer Konular
|
|